ANA SAYFA | SOKAK | FABRİKA | CİNS | TENEFÜS | TOPRAK | ENGLISH | İLETİŞİM |

Anarşistlerin Ekonomi Tartışmaları (1) Katılımcı Ekonomi

Başka bir sosyal, siyasi ve ekonomik ilişki biçiminin olmayacağını uzun bir süredir savunanlar, bu duruma kendilerini bile inandırdılar. Kapitalizmin tarihin son aşaması olduğuna, insanlığın ulaştığı en uç nokta olduğuna, kapitalizm dışı bir toplumsal yapılanmanın hayal olduğuna inanılması beklendi. Aynı toplumsal devrimler öncesinde, iktidarların telkin ettiği gibi. İronik bir şekilde toplumun varlığını kapitalist amaçlarla açıklamaya çalışanlar, […]

Yunanistan’daki Ekonomik Kriz ve “Ödeme!” Hareketi

Dünya tarihinde birçok kez, toplumun ekonomik olarak güçsüz olan kesimi, adaletsiz ekonomik uygulamalara karşı örgütlenmiş, yüksek vergileri ödememek ve kesintilere rağmen hayatta kalabilmek için çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir. Bu mücadelelerin en belirgin olanlarından biri İngiltere’de Thatcher hükümeti dönemine rastlayan “Kafa Vergisi”, bir başkası ise İrlanda’daki “Çöp Vergisi” idi. Yunanistan’da da ekonomik krizin ardından, yaklaşık iki yıldır […]

Yaşamlar F Tiplerine Sığar mı?

Ftipi cezaevlerindeki 8 metrekarelik tek kişilik hücrelere; 450 ekmek sığar, yan yana dizilmiş 640 kitap, 10 buzdolabı sığar, 2 çekyat, 10 tane yüz ekran televizyon, 3 kamyon tekerleği sığabilir. Ama bir insanın yaşamı asla sığamaz. F tipi yüksek güvenlikli cezaevleri ilk olarak 1996 yılında gündeme getirildi. F tipleriyle insanları tecrit altına almak isteyen devlet, dışarıdaki […]

İşçi-Patron Kavgasının Anarşist Kökeni, 1 Mayıs 1886

Dünya çapında bir dayanışma günü olarak kutlanan 1 Mayıs’ın kökeni, anarşist mücadeleyle yakından ilişkilidir. Ezilenlerin, efendilere karşı mücadelelerinin hatırlandığı 1 Mayıs’a anlamını veren 1886 yılının 1 Mayıs’ında işçileri örgütleyen dört anarşist işçinin idam edilmesi olayıdır. 1880’lerde ABD’de sendika hareketi içinde etkili olan anarşistler, sendikalar içinde doğrudan eylemi benimseyerek, günde sekiz saat iş talebini grevlere dönüştürdüler. […]

Unutmayız!

Bunu da talihsizlik diye yazacak medya tabi ki. Korkunç facia diyerek, en masum üzüntülerini sunacak. Alınmayan önlemlere dikkat çekilecek. Kader denecek, nerede ne olacağının bilinmezliği yaşamın sıradanlığına, tanrının emir buyurmasına indirgenecek. Acı denecek, üzüntü denecek, bir daha olmasın denecek, yirmi birinci yüzyıl türkiyesinde görmek istemediğimiz manzaralar denecek. Yaklaşık iki gün sonra gazetelerde kaybolacak üçüncü sayfa […]

Elimizdeki taş, Yüreğiniz kadar katı değil

Düşüneni, farklı olanı, eleştireni, işinize gelmeyeni tıktığınız gibi daha ne kadarımızı doldurabileceğiniz zindanlarınız olabilir ki? Bundan korktuğumuzu mu sanıyorsunuz yoksa? Asıl korkan siz değil misiniz? Üzerimizi boşuna aramayın: Karanlığınızı aydınlatacak ateşimiz yüreklerimizde.

Yaşam İçin Ezilenler Kazanacak!

Esenyurt’ta üç çadır yandı. Bir alışveriş merkezi inşaatının şantiyesinde yatakhane olarak kullanılan çadırlar birden alev aldı. O alev, 11 işçinin canına mal oldu. İşçilerin ısınmak amacıyla kullandığı soba ya da elektrik kontağı suçlu bulundu.

22o milyon avroluk alıveriş merkezinin şantiyesindeki bu ölümlerin nedeni yine ihmalkârlık, işçi güvenliği sisteminin yetersizliği ya da iş kazası olarak açıklandı. Aynı maden göçüğü altında kalan, baraj yıkıntılarında kaybolan, bedenlerini makina kapan, izbe bodrum katlarında hayatları kararan işçiler gibi.

İşçilerin kötü şartlarda ve uygunsuz koşullarda çalıştığını yeni keşfetmiş gibi Türkiye’de işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin çöktüğünü iddia edenler, bu sistemin tam da bu analiz ettikleri temel üzerinde durduğunu görme ihtiyacı hissetmiyor.
Hangi yasal düzenlemeyle işçi katliamlarının önüne geçebileceksiniz? İşçilerin umarsızca ölümlerine yol açan, taşeron işçi çalışmasını yasal bir zemine taşıyan hukuki düzenlemelerinizle mi?
Hangi vicdanınızla işçi sağlığının piyasaya açılmasını engelleyeceksiniz? Kar hırsınıza kurban etmekten çekinmediğiniz insanlığınızla mı?
İş gücü maliyetini ucuza getirmeye çalışan patronlar mı işçi sağlığı sorumluluğunun farkında olacak?

Bir “99%” etkinliği olarak “OCCUPY”a Anarşist Bir Eleştiri

Bu çalışma, “%99 etkinlikleri” olarak popülerleşen “occupy” üzerine anarşist bir eleştiri. Bu çalışmayla yeni bir muhalefet anlayışını araştırdık, tartıştık. Çalışmamızın, ezen-ezilen kavgasındaki tüm ezilenlere katkı sağlaması dileğiyle.

Kapitalizmin Krizden Yeni Çıkış Arayışları; ‘’Küresel Değişimde Sosyal Sorumluluk’’

davos ta yine toplandılar.
onlar kim mi?
dünyadaki paranın, ekonominin ve politikanın efendileri, büyük şirketlerin ve uluslararası politikayayön veren devletlerin temsilcileri.
ne için mi toplandılar?
dünyadaki tüm ezilenlerin kaderini,”efendilerin lehine” belirleyecek, ekonomik-politik kararlar almak için.
bu toplantılar sonunda, dünyanın önde gelen şirketleri, devletlerin önüne,uygulanması elzem kararlar çıkararak ezilenleri daha da köleleştirecek.

Devlet zulmettikçe daha da büyür özgürlük tutkusu

33 kurşundan bu yana ne değişti ki yaşadığımız topraklarda, topraklarımızın daha fazla kana bulanmasından başka. Topraklar kana bulanırken kanlar üzerinden devlet yükseldi hep, devlet yükseldikçe de egemenler kendilerini sürekli kıldılar. Devlet kendi duvarlarındaki çatlakları her zaman kanla sıvamayı tercih etti ve duvarlar hala yükseliyor, her yükselişinde de bir o kadar da kanla sıvanıyor. Halkın iradesini ve özgürlüğe olan inancını ne kapatabilirsin ne de buna kelepçe takabilirsin. Daha da büyür özgürlük tutkusu, sen zulüm ettikçe daha da büyür bu tutku. Halk bu zulme sessiz kalmayacak!