ANA SAYFA | SOKAK | FABRİKA | CİNS | TENEFÜS | TOPRAK | ENGLISH | İLETİŞİM |
Anarşistlerin Ekonomi Tartışmaları(6) Pratikte Anarşist Ekonomi

Anarşistlerin Ekonomi Tartışmaları(6) Pratikte Anarşist Ekonomi

Kapitalizmi eleştirmek, açıkça anarşist bakış açısıyla bile olsa yeterli olamaz. Sadece özgür ve eşit ekonomik düzenlemelerin modellerini kurmak da, ne kadar ilham verici ve gerçekçi olsa da yeterli olamaz. Bunlara ek olarak, anarşist ekonomi tartışması buradan oraya gitmenin yollarına bir bakışı da içermelidir. Diğer bir deyişle, anarşist ekonomiyi günümüzdeki pratikler açısından incelemek ve bunların daha […]

Anarşizmin Tarihi, Anarşizmin Örgütlü Tarihidir

“Şimdi düşüncelerden bahsetmenin vakti değil, şimdi eylemvakti. Bugün her şeyden önce, proleter güçlerin örgütlenmesi gerek. Ancak bu örgütlenmeyi, proletaryanın kendisinin gerçekleştirmesi gerekiyor.”

Mikhail Bakunin,

Jura Federasyonu’ndaki Yoldaşlara Mektuplar, 1873

1860’ların sonu, 70’lerin başı… Bakunin’in yazınsal anlamda en verimli olduğu dönem. Birinci Enternasyonal’deki tartışmalardan yola çıkıp yazdığı yazıların büyük bir çoğunluğu iyi bir öngörü, iyi bir analiz ve anarşizmi olgunlaştıracağı düşünsel bir süreçten çıkmıştır. Tam da böyle bir dönemde, Bakunin’in düşünceleri, teori vs.ye ilişkin kaygısını bu kadar açık dile getirmesinin altında yatan nedeni iyi anlamak, anarşist felsefenin, hareketin, ideolojinin iyi anlaşılmasında önem taşır.

Bakunin’in önem sırasında ilk yere örgütlenmenin verilmesinin nedenini kavramak, anarşizmin örgüt ve örgütlenmeyle ilişkisinin açık bir şekilde ortaya konmasında önem taşımaktadır. Bu kaygıyı iyi görmek gerek.

Farklı coğrafyalarda anarşizm denildiğinde, o coğrafyada yaşayan insanların akıllarından oluşan şeyler, hatta sözcüğün kullanılabilir olması, kendine “anarşistim” diyenlerin çıkması, her şeyden önce düşünsel bir çabanın ürünü olmaktan önce, anarşizmin bir hareket olma özelliği ile açıklanabilir. Anarşizm, elde teorik bir kılavuzla çıkmaz yola. Yaşamsal pratiklerden geliştirdiği deneyimlerini sonrasında kullanmayı bilse de, eyler; eylediğini örgütler.

..

Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam

..

Bu bir isyandır
Kentsel Dönüşüm Projeleri uzun süredir İstanbulluların yaşam alanlarına kast ediyordu. Önce gecekondu yıkımları, ardından üçüncü köprüyle talan edilen 63 milyon metrekarelik orman arazisi, peşi sıra inşa edilen alışveriş merkezleri, lüks oteller, Taksim de halen çalışmaları süren yayalaştırma projesi derken sıra gezi parkına gelmişti. İstanbullu tüm bu yaşama kast eden projelere karşı yaşamını savunmak adına direnişini sürdürüyordu. Ta ki kepçeler gezi parkına gelipte, ağaçları sökene kadar. “Ağaçları sökmeyin, gezi parkına AVM yapmayın” diyerek ağaçlara ve gölgesine sahip çıkan “bir avuç marjinal” park alanına kamp kurana kadar. Bu eylem “ekolojik ve barışçıl” bir eylem şekli olarak lanse edildi. Ta ki polis şafak operasyonuyla park alanını gaza boğana kadar. Devletin bu alandan kazanacakları bir hayli “yüklü” olmalı ki, bu barışçıl protestoyu olabildiğince sert bir şekilde bastırmaya çalıştı. Protestocular, polisin son aylarda iyice artmış şiddetine beklenmedik bir şekilde maruz kaldılar. Muhalefet partilerinden vekiller, sanatçılar da bu durumu protesto etmek hem de protestoculara destek vermek üzere Gezi Parkı’na geldiklerinde, devlet teröründen nasiplerini almışlardı.

ANARŞİST BİR TEAMÜL: ÖZGÜR YAŞAMIN YENİDEN YARATILMASI

“Anarşizm, geleceğin toplumunun ayrıntılı bir planı değildir. Toplumun temelini, toplumsal adalete uygun olarak yeniden biçimlendirmek üzere girişilmiş bir çabadır.” Isaac Puente “Her şeyin, özgür komünlerde örgütlenmiş köylüler ve işçiler arasında paylaşılması, yeni bir yaşamın yaratılması hem de bu yaratımın savunulması noktasında belirleyicidir.” Nestor Mahno Toplumsal adaletsizliklerin oluşması; devlet baskısının ve kapitalist sömürünün, yaşamın karşısında kendini […]

Onurlu Barıştan Özgür Yaşama!

“Kürt sorunu yoktur, Türkleştirme sorunu vardır.” 2008 yılında Barış Meclisi’nin çağrısıyla düzenlen Kürt Sorununa Demokratik ve Barışçıl Çözüm mitingine ilişkin devrimci anarşistler tarafından yazılan bir bildirinin ana başlığı bu şekildeydi. Dönem itibarıyla yazılan bildiride “AKP şeriatçılığı gibi yapay gündemlerle kafa karışıklığı oluşturarak, GAP gibi köleleştirme projelerini, yıllarca entrika ve gerilimlerle uğraşmış ve savaşmış bir halkın ezilmişliğinden […]

Hukuk Adaletsizliktir

Hukuk ve adalet kavramlarının bu kadar iç içe geçtiği bir zamanda, artık birbirlerinin yerine kullanılan bu kavramlar, belki çoğumuzda bu ikisinin aynı olduğunun hissini yaratıyor. İki kavramın birbirlerini ikame edecek şekilde kullanılıyor olması, devletin her saldırısının adaletli olacağı yanılsamasını yaratıyor. Bu yanılsama tabi ki, saldırılarını meşrulaştıran devlet açısından kullanışlı bir durum. İsmi, adalet sarayı örneğin […]

Müslüman Kardeşler’in Yeni Devleti: Filistin

Müslüman Kardeşler’in Yeni Devleti: Filistin

Yetmiş senedir Filistin halkının sesine kulaklarını tıkayanlar, onu yok sayanlar, şimdi de Filistin’i devletli siyasetin içine sokarak elini kolunu bağlamaya çalışıyor. 29 Kasım 2012’deki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan sonra Filistinliler, kazandıkları statüyü dünyanın her yerinde kutladılar. Sadece Filistinliler değil, kazanılan bu statü Mısır, Türkiye, Katar gibi Müslüman Kardeş devletler tarafından da çok olumlu karşılandı. Hamas […]

Ortadoğu’da Ateşkes Ne Anlama Gelir?

Ortadoğu’da Ateşkes Ne Anlama Gelir?

Hamas komutanı Ahmed El Cebari, İsrail’in 14 Kasım’da başlayan ve 22 Kasım’a kadar devam eden saldırılarında ölen ilk insandı. Cebari’nin ölümünü takiben Gazze’de 150 insan öldü, yüzlercesi yaralandı. Ölen ve yaralananlar arasında çocukların, bebeklerin bulunması medyada yoğun bir şekilde gösterilmesine rağmen İsrail “kararlı” Filistin politikasından vazgeçmedi. 14-22 Kasım tarihleri arasına sıkışmış gibi görünen bu “kararlı” […]

Ölmek Değil Özgürlük İsteyenler

Ölmek Değil Özgürlük İsteyenler

Hepimiz devletin hukuksuzluğunda adalete, kapitalizmin esaretinde özgürlüğe açken; hapisanelerdeki tutsaklar adalet ve özgürlük için açlık grevi direnişini sürdürüyor.
Yaşamın hapishanelerdeki açlıkla direnişi, birbirini peşi sıra izleyen günlerle sürüyor. Bazılarına göre görmezden gelecek kadar önemsiz, bize göreyse an be an yaşadığımız sabırsız bekleyiş.

Savaşta Barışta Kapitalizm Öldürür

Savaşta Barışta Kapitalizm Öldürür

Bir ezen için barış, kendi egemenliğinin mutlak şekilde ve doğrudan korunması anlamına gelirken, bir ezilen için barış, özgür bir toplumun içerisindeki özgür bireyler olarak yaşayabilmektir. Ezilen, ezenin kendisine karşı yürüttüğü sürekli savaşta kendi gibilerle savaşmak zorunda bırakılmasına inat “barışı” yükseltme cesaretini gösterdiğinde, bu onu efendilerin gözünde büyük bir “savaş” çığırtkanı haline getirecek ve efendiler tarafından “toplum düzenini” bozmakla suçlanacaktır. Her yıl milyonlarca insanın köle gibi çalıştırıldığı, sakatlandığı, öldürüldüğü bir düzen, barış olarak adlandırılırken; savaş, küresel kapitalizmin kendisine yeteri kadar kaynak ve pazar açmayan bir ülkeye “demokrasi götürmek” ve “barışı sağlamak” bahanesiyle askeri müdahalede bulunması olarak adlandırılır.